The Power of the Words: Discourse in Turkish Foreign Policy | Kelimelerin Gücü: Türk Dış Politikasında Söylem

Author
Gökhan Koçer
Content Type
Journal Article
Journal
Novus Orbis: Journal of Politics & International Relations
Volume
1
Issue Number
1
Publication Date
April 2019
Institution
Department of International Relations, Karadeniz Technical University
Abstract
Language is one of the essential tools in politics. In this context, as for people, the importance of language is very high for states to express themselves politically. The language that states use to carry out their foreign policies has original qualities or at least is believed it should have. For this reason, the language used by the state in its foreign policy is different from the others. If it is not different, it is sometimes differentiated, or new meanings are assigned to the words in line with this purpose. It is a common practice that states produce and implement foreign policy by utilising the language and especially words. However, this can sometimes lead to various problems in foreign policy. Similar practices and problems exist in Turkish foreign policy as well. Naming, changing the name, naming it differently, labelling it in a negative manner, pronouncing the name differently, not-to-mention the name are of the tactics in this regard. In this study, two main topics on Turkish foreign policy are discussed. The first is the debate in Turkey on the last name of Syrian President "Bashar al-Assad" within the framework of what it is or how to pronounce it. Once the relationship between Turkey and Syria began to deteriorate, "Esed" instead of "Esad" has chosen to be used by some politicians, particularly Recep Tayyip Erdoğan. The second one is the name of the terrorist organisation "ISIS“(Islamic State of Iraq and al-Sham). The terrorist organisation formerly known as ISIS started to be named "DEAŞ", "DAİŞ", "DAEŞ" by a great number of people, especially Recep Tayyip Erdoğan. The main reason for this is that the word of Islam takes place in the name of this terrorist organisation. Two inferences can be made on the subject. First, the language debates that took place inside Turkey are more frequent than the debates done between Turkey and its counterparts in the international arena and made by the outside world without Turkey's involvement. Secondly, the interventions in language and playing with words did not give the desired results. | Dil, siyasetin en önemli araçlarından biridir. Bu bağlamda kişilerin olduğu gibi, devletlerin de kendilerini siyaseten ifade etmelerinde dilin önemi çok yüksektir. Devletlerin dış politikalarını gerçekleştirmek için kullandıkları dil, özgün niteliklere sahiptir ya da en azından öyle olması gerektiğine inanılır. Bu nedenle de, devletin dış politikada kullandığı dil başkalarınınkinden farklıdır, değilse bazen farklılaştırılır ya da kelimelere farklı anlamlar yüklenir. Dili ve özelde de kelimeleri kullanarak dış politika üretmeye ve uygulamaya çalışmak, rastlanılan bir durumdur. Ancak, bu durum, bazen çeşitli dış politika sorunlarına da neden olabilmektedir. Türk dış politikasında da benzer uygulamalar ve sorunların varlığı, zaman zaman söz konusudur. Adlandırma, ad değiştirme, farklı adlandırma, olumsuz adlandırma, adını farklı telaffuz etme, adını anmama, bu konuda taktiklere örnektirler. Bu çalışmada, esas olarak, Türk dış politikasında yakın zamanda gündemde yer almış iki tartışma konusu ele alınmıştır. Bunlardan birincisi Suriye Devlet Başkanı “Beşir Esad”ın soyadının ne olduğu ya da nasıl telaffuz edileceği konusunda Türkiye’de yaşanan çok ciddi tartışmadır. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkiler bozulmaya başladıktan sonra, Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bir kesim, “Esad” yerine “Esed” kelimesini kullanmayı tercih etmiştir. İkincisi ise, terör örgütü “IŞİD”in (Irak Şam İslam Devleti) adı konusunda olmuştur. Daha önce IŞİD adıyla anılan örgüt, sonraları Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, büyük bir kesim tarafından DEAŞ, DAİŞ, DAEŞ gibi adlarla ifade edilmeye başlanmıştır. Bu yaklaşımın temel nedeni, terör örgütünün adında yer alan “İslam” kelimesinin kullanılmak istenmemesi olmuştur. Konu hakkında, iki saptama yapılabilir. Birinci olarak, Türkiye’de yapılan tartışmalar, Türkiye dışında yapılanlardan ve Türkiye’nin dışarıyla yaptıklarından daha fazladır. İkinci olarak ise, dile yapılan müdahaleler, kelimelerle oynamalar, istenilen sonuçları vermemiştir.
Topic
Foreign Policy, Politics, Islamic State, Language
Political Geography
Turkey, Middle East, Syria