Search

Number of results to display per page

Search Results

  • Author: Hamza Al
  • Publication Date: 06-2020
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Bilgi
  • Institution: Sakarya University (SAU)
  • Abstract: Türkiye, 2017 yılında, 1876 yılından beri uygulamada olan Parlamenter hükümet sistemine son vererek, Başkanlık sistemine geçti. Uzun süreden beri yaşanan politik, ekonomik ve toplumsal sorunlar, Başkanlık sistemine geçişin gerekçesi olarak sunuldu. Parlamenter sistemden Başkanlık sistemine geçiş sürecinde, yeterli olmasa da, konu tartışıldı. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da baskın iki görüş ortaya çıktı. Başkanlık sisteminden yana olanlar, genellikle Türkiye’de yürürlükteki Parlamenter sistemin sonuçları üzerinden konuya yaklaştılar. Parlamenter sistemden yana olanlar ise Başkanlık sisteminin özellikle Latin Amerika’daki uygulamaları üzerinden konuyu ele aldılar. Artık Türkiye, Başkanlık sistemine geçtiğine göre yapılması gereken, Başkanlık sisteminin zayıf noktalarına ve yürürlükteki Cumhurbaşkanlığının eksiklerine odaklanmaktır. Böylece yürürlükteki sistem, daha güçlü hale gelebilir ve sistemden kaynaklanan sorunlar bir nebze olsun giderilebilir. Bu bağlamada çalışmada, hükümet sistemlerinin doğuşu, aralarındaki farklar, yaygınlıkları ele alındıktan sonra Başkanlık sisteminin zayıf noktaları ortaya konularak yürürlükteki Cumhurbaşkanlığı sisteminin eksiklikleri üzerinde durulmuştur. Buna göre, daha önceki Hükümet sistemi gibi, yeni Hükümet sisteminin de zayıf halkası yasama organıdır. Bu bağlamda Türkiye, yasama organını güçlendirilerek, muhtemel sorunların üstesinden gelebilir.
  • Topic: Government, Politics, Presidential Elections
  • Political Geography: Turkey, Middle East
  • Author: M. Kemal Aydın
  • Publication Date: 12-2017
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Bilgi
  • Institution: Sakarya University (SAU)
  • Abstract: Tarihsel analizler, Türkiye Ekonomisinin en temel sorununun dış açık olduğunu ortaya koymaktadır. Kalkınma girişimlerini kesintiye uğratan bu sorunu aşmak için 1980’li yılların başında ithal ikameci büyüme modeli terk edilerek ihracata dönük büyüme modeli benimsenmiştir. 1980’li yılların sonuna doğru bu modelin sürdürülebilir olmadığının görülmesi üzerine, 1990’lı yılların başından itibaren yüksek faiz ve düşük kur beklentisine odaklı kısa vadeli sermaye girişlerinin [portföy yatırımları] uyaracağı tüketim talebine dayandırılmış yeni bir büyüme modeli hayata geçirilmiştir. Ne var ki bu model, iktisadi yapının kırılganlığını artırarak 1994, 2000 ve 2001 yıllarında ağır finansal krizler yaşanmasına sebep olmuştur. 2001 Krizi’nin ardından mali disiplin, sıkı para politikası ve bankacılık reformu temelinde kurgulanmış bir program izlenerek yeni bir büyüme dalgası yakalanmıştır. Bu dönemde enflasyonun denetim altına alındığı, bütçeden yapılan faiz ödemelerin azaldığı, devletin borçlanma gereğinin ve toplam borç yükünün hafiflediği görülmektedir. Diğer taraftan 2005’den itibaren doğrudan yatırım girişlerinin keskin bir biçimde artmaya başlaması ile birlikte dış açık’ın finansmanında kısa vadeli sermaye girişlerine duyulan ihtiyaç azalmıştır. Bütün bu gelişmeler sayesinde Türkiye Ekonomisi, 2008’de vuku bulan Küresel Finans Krizi’ni minimum hasar ile atlatmayı başarmıştır. Bu krizin bir sonucu olarak 2008 ve 2009 yıllarında hafif bir sarsıntı geçiren Türkiye Ekonomisi [işsizlik ve dış açık sorunlarını henüz çözememiş olmakla birlikte] 2010’dan itibaren hızlı bir biçimde toparlanmıştır.
  • Topic: Government, Financial Crisis, Budget, Economy
  • Political Geography: Turkey, Middle East