Search

You searched for: Content Type Journal Article Remove constraint Content Type: Journal Article Publication Year within 10 Years Remove constraint Publication Year: within 10 Years
Number of results to display per page

Search Results

  • Author: Harun Karcic
  • Publication Date: 12-2009
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Central European University Political Science Journal
  • Institution: Central European University
  • Abstract: The collapse of Yugoslavia in the early 1990s has by now been thoroughly analyzed by journalists, social scientists and historians. An entire spectrum of theories about conspiracy theories have emerged, varying from interpreting the break up of Yugoslavia as a byproduct of 'ancient hatreds' all the way to looking at it as a mere power struggle between former- communists-turned-nationalists. It is impossible to understand the break up of Yugoslavia without having to go back at least to the Second World War. Once the 50 years between the formation and the collapse of Yugoslavia are analyzed, including the gradual rise of nationalism in the 1970s and 1980s, the picture becomes somewhat clearer.
  • Political Geography: Yugoslavia, Serbia
  • Author: Gabriella Borgovan
  • Publication Date: 12-2009
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Central European University Political Science Journal
  • Institution: Central European University
  • Abstract: After the collapse of the Soviet Union in 1991, former Soviet Republics were facing the challenge of building/rebuilding a nation. Authoritarianism, colonialism and command economy were dropped on behalf of democracy, de-colonization and market economy. This affected not only the newly nationalizing states, including the case studies presented in this book, Estonia and Latvia, but also the “25 million Russophones living outside Russia”. The nation-building process was a result of historical grievances from the part of the titular communities, which lead to nationalist movements and to a growing importance of ethnicity in politics.
  • Political Geography: Russia, Soviet Union, Estonia, Latvia
  • Author: Christine Zubrinic
  • Publication Date: 12-2009
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Central European University Political Science Journal
  • Institution: Central European University
  • Abstract: Since the dissolution of Yugoslavia and the subsequent wars, Bosnia has become a symbol of emerging ethnic nationalism as well as a model for studies in peacekeeping and post- conflict reconstruction. The New Bosnian Mosaic: Identities, Memories and Moral Claims in a Post-War Society edited by Xavier Bougarel is a rich contribution to the study of post- conflict transition and reconstruction from an anthropological and ethnographic perspective that allows the reader to better understand the quandaries faced by Bosnia and those involved in post-Dayton reconstruction. The New Bosnian Mosaic is a collection of academic essays written by researchers in the fields of anthropology, ethnic studies and international relations between the most pivotal years of Bosnia's reconstruction between 1999 and 2003. The wealth of academic and field experience brought forth by the contributors gives the work a completeness often lacking in other works of the same subject matter. By incorporating these experiences this work succeeds in answering the large and daunting questions which surround Bosnia's past, present and future without falling victim to the generalizations which often plague academic research on the problems facing Bosnia.
  • Political Geography: Bosnia, Yugoslavia
  • Author: Svetla Baeva
  • Publication Date: 12-2009
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Central European University Political Science Journal
  • Institution: Central European University
  • Abstract: The Roma's history is one associated on the one hand with romanticized wanderings and on the other hand with centuries of persecution. Their historical documentation is often squeezed in with other memoirs and accounts. In recent years, researchers have tried to track their history but more often than not the research is fragmented and contradictory particularly on subjects such as Roma origins or population demographics. Even so, as the Roma situation has evolved into a human rights issue, it is taking a more important place on the agenda of European policy.
  • Political Geography: Europe
  • Author: Stenia Paparella
  • Publication Date: 12-2009
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Central European University Political Science Journal
  • Institution: Central European University
  • Abstract: In the last five years the European Union (EU) has established increasingly close relations with Ukraine thanks to the Action Plan in 2005 and the pro-European policy adopted by Yushenko. However, the EU is reluctant to include Ukraine as a member due to its weak and instable democracy. Alternatively, the Russian Federation (Russia) exerts considerable influence on Ukraine through the Single Economic Space, use of Sebastopol harbour, and gas pipelines. Thus, Ukraine appears to be a country caught between two highly dissimilar realms. Ukraine, the EU and Russia , edited by Stephen Velychenko, endeavours to shed some light this multifaceted state of affairs.
  • Political Geography: Russia, Ukraine
  • Author: Bedri Gencer
  • Publication Date: 10-2009
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Bilgi
  • Institution: Değişim Yayınları
  • Abstract: Bu makalede çağımızda “refah devleti” ve “sosyal devlet” anlayışlarının egemenlik kazanmasından sonra nasıl geleneksel “kerim devlet” anlayışına dönüldüğü ele alınmaktadır. Osmanlı örneğinde geleneksel dünyagörüşüne göre adil devlet, kısaca tebaasının geçimini, kerim devlet ise bakımını üstlenen devleti belirtir. XIX. asırda yükselen sanayi kapitalizminin derinleştirdiği sosyal eşitsizlik, devletin meşruiyet kazanmak için tekrar refah misyonunu üstlenmesini gerektirdi. XX. asırda revaç bulan refah devleti, geleneksel “adil devlet,” temelde ikinci kuşak insan haklarının sağlanmasını hedef edinen sosyal devlet ise “kerim devlet”in çağımızdaki karşılıkları sayılabilirlerdi. Ancak aslında moral ekonomi çağına özgü bu devlet modellerinin modern çağa özgü kapitalist mantıkça zorlanması üzerine başlıca feminist düşünürler tarafından vatandaşların hem geçim ve temelde vakıflar gibi sivil toplum kuruluşları sayesinde bakımlarının üstlenildiği, hem de kimliklerinin tanındığı inâî, yani “kerim devlet” modeli tekrar gündeme getirilmiştir.
  • Author: Şükrü Nişancı
  • Publication Date: 10-2009
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Bilgi
  • Institution: Değişim Yayınları
  • Abstract: En az bir buçuk yüzyıldan beri Türkiye‟de siyasal politikaların ve söylemin sıklet noktasını pozitivist bakış açısının oluşturduğu söylenebilir. Ancak erken denebilecek bir zamanda Türkiye‟ye giren pozitivizmin en belirgin özelliği felsefi derinlikten yoksun olması ve buna bağlı olarak siyasal alanda verimli bir izinin bulunmamasıdır. Çalışmada bunun nedenleri incelenmektedir. Bilim geleneğinin olmaması yanında herhalde bunun en önemli nedeni siyasal kaygıların daima ön planda olmasıdır; ülkenin “beka” problemine yoğunlaşan İttihat ve Terakki temsilcileri için bilimin “açıklayıcılığı” değil, “kurtarıcılığı” önemlidir. Pozitivizmin daha genel olarak bilim-siyaset ilişkisinin Batıdakinin tersi yönde şekillenmesi, yani bilimin siyasetin emrine koşul(landırıl)ması, bilimin popüler şeklinin cazip hale gelmesine yol açmıştır. Daha sonraki dönemlerde aynı mantalitenin geçerli olduğunu söylemek mümkündür.
  • Author: Fatih Demir
  • Publication Date: 10-2009
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Bilgi
  • Institution: Değişim Yayınları
  • Abstract: Tarihsel bir süreç içinde sivil ve askeri yöneticilerin alanlarının birbirinden ayrılmasından sonra sivil-asker ilişkilerinde sivil kontrolün oluşturulması konusunda zorluklarla karşılaşılmıştır. Liberal demokrasiler bu soruna çözümler üretmişlerdir, fakat bu çözümler doğaları gereği başka sorunlara yol açmıştır. Liberal demokrasinin ordu-sivil ilişkileri alanındaki geçmişi, bir yanda orduların etkin işlemesi için gereken özgünlüğü ve ulusal güvenlik, diğer yanda ordunun halkın seçilmiş temsilcilerine itaati ve demokrasi arasında bir denge kurma mücadelesidir. Çalışmanın vardığı sonuç, sivil kontrolün oluşturulması ve sürdürülmesinin asla orduyu kısıtlamaya yönelik, tek taraflı bir hareket olmadığıdır. Sivil kontrol, orduyu genel ulusal kurumlar sistemiyle bütünleştirmek, sorumluluk alanını mümkün olduğunca açık bir şekilde tarif etmek amacına yönelik bir karşılıklı taviz vermedir. Bir demokraside sağlıklı sivil kontrol tesis etmek için kesin anayasal güvencelerin yanında yerleşmiş, kurumsallaşmış demokratik gelenekler de gereklidir.
  • Author: W. Arthur Lewis
  • Publication Date: 10-2009
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Bilgi
  • Institution: Değişim Yayınları
  • Abstract: 1950'li yıllar boyunca azgelişmiş ülkeler iyi sayılabilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler verileri, gayrisafi yurtiçi hasılanın (GDP), yıllık ortalama olarak, Latin Amerika'da yüzde 4.6 düzeyinde, (Japonya ve Çin Anakarası hariç) Uzak Doğu'da yüzde 4.2 düzeyinde, Güney Asya'da yüzde 5.2 düzeyinde ve Afrika'da yüzde 4.1 düzeyinde arttığını ortaya koymaktadır.3 '50'li yılların başında iktisatçılar, daha çok, söz konusu ülkelerin, yüzde 2'ler düzeyinde seyreden nüfus arıtışının üzerinde bir büyüme performansını mümkün kılacak gayreti gösterip gösteremeyecekleri ile ilgilenmiştir. Yüzde 4'ün üzerine çıkan büyüme performansı, sermaye, girişimcilik, nitelik ve dış ticaret olgularının sanıldığı gibi aşılması zor engeller olmadığını göstermiştir. Bu çalışmada, büyüme sorunu incelenirken kullanılan birtakım kavramlardan istifade edilerek, yukarıdaki unsurların her biri gözden geçirilecektir.
  • Author: Fatma Yurttaş, Cihan Selek Öz
  • Publication Date: 10-2009
  • Content Type: Journal Article
  • Journal: Bilgi
  • Institution: Değişim Yayınları
  • Abstract: Nuray Mert'in, “Laiklik Tartışmasına Kavramsal Bir Bakış” başlıklı kitabı, kendisinin de belirttiği gibi, 1992 yılında tamamladığı doktora çalışmasının bazı değişiklikler yapılarak Türkçeye çevrilmiş halidir.